Asgari ücretin sigortacılığa maliyeti 5-6 milyar TL olacak

Selçuk ALTUN

Asgari ücretteki artış milyonlarca çalışan ve işverenin yanı sıra sigorta sektörünün yakın takibindeki konulardan birisiydi ve 1 Temmuz Cuma netleşti. Yılın ikinci yarısı için yüzde 30 artışla 5 bin 500 TL net olarak belirlenen asgari ücretin sigorta şirketleri için 5 – 6 milyar TL’ye kadar çıkabilecek ek maliyet oluşturacağı belirtiliyor.

2021 yılında brüt 3 bin 577 lira, net 2 bin 825 lira olarak uygulanan asgari ücret, sene başında yüzde 50’lik artışla 2022 yılı için brüt 5 bin 4 lira, net 4 bin 253 lira olarak belirlenmişti. TÜİK verilerine göre yüzde 80’e dayanan enflasyon, asgari ücrette ara düzenleme yapılmasını zorunlu kıldı ve yılın ikinci yarısı için asgari ücret net 5 bin 500, brüt 6 bin 471 TL yapıldı. Bu artış, sigorta sektörü için özellikle 2 açıdan çok önemli. İlk olarak bedeni hasar tazminatlarında artış, ikinci olarak da onarımda işçilik maliyetlerinde yükseliş anlamına geliyor. Ancak, sektör açısından esas yük bedeni tazminatlarda oluşuyor. Çünkü, maliyet ve bedeni hasar dosyalarında tazminat hesaplamaları asgari ücret baz alınarak yapılıyor. Bunun nedeni de, bu dosyaların muhataplarının çoğunlukla asgari ücretli ya da gelir beyan edemeyen kişiler olması. Gelir beyan edemeyenler de asgari ücret üzerinden değerlendiriliyor. Bu türde, yani asgari ücretle hesaplanan dosya ağırlığının yüzde 90’ı bulduğu ifade ediliyor.

Geçmiş yüklerle birlikte 30 milyar TL’ye çıkabilir

Dolayısıyla, sene ortasında yeniden belirlenen asgari ücret, sigorta sektörü açısından beklenmedik bir maliyet daha çıkarmış oldu. Sene başında yüzde 40’lık artışla 5 bin TL’nin üzerine çıkan asgari ücret sonrasında, sigorta şirketlerinin tazminat beklentileri bugünkü değerle 8 milyar TL’ye yakın yükselmişti. Sektör temsilcilerinden edindiğim bilgilere göre; 1 Temmuz itibarıyla yapılan yüzde 30 civarındaki ek brüt asgari ücret artışının ardından beklenen ek maliyet 5 – 6 milyar TL düzeyinde olacak.

Zorunlu trafik sigortasında üretim yapan şirketlerin ilk çeyrek mali tablolarına bakıldığında; prim üretimi bir önceki yıla göre yüzde 61,3 oranında artış göstererek 7,8 milyar TL’ye yükselmiş görünüyor. 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 98,1 olan brüt hasar prim oranı 2022 yılı ilk çeyreğinde yüzde 162,7, net hasar prim oranı ise yüzde 188,2 olarak gerçekleşti. Bu dönemde yaklaşık 2,5 milyar TL teknik zarar yazıldı. Yatırım gelirleri hariç bakıldığında ise bir şirket dışında sektörde kâr eden şirket yok. Toplam teknik zararın yaklaşık 3,3 milyar TL’ye ulaştığı, net bileşik oranın ise yüzde 214 olarak gerçekleştiği görülüyor.

Asgari ücret artışlarının dışında yedek parça enflasyonu ve kurlardaki değişimlere bağlı artan rayiç değerler, onarım maliyetleri ve son olarak trafik branşında iki katına çıkarılan teminat limitleri dikkate alındığında sektörün geçmişte ürettiği poliçelerden üstleneceği ek maliyetin toplam 25 – 30 milyar TL seviyesine çıkabileceği öngörülüyor.

Sektör destek bekliyor, gözler Hazine’de

Tazminatlar hızla iki kattan fazla artarken, bu tazminatları karşılamak için sigorta şirketlerinin tahsil ettiği ve karşılık olarak ayırdığı finansal varlıklarda elde ettiği getiriler yüzde 20-25 seviyesinde kalıyor. Sektör oyuncuları, yükümlülükleri yerine getirilebilmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan hızla, varlıklarını enflasyona karşı koruyabileceği finansal araçlara erişim sağlanmasını sağlayacak adımlar atılmasını bekliyor. Aksi takdirde, birçok şirketin bu zararları sermayesini eriterek karşılamak zorunda kalacağı ifade ediliyor. 25 – 30 milyar TL’lik etkinin büyüklüğü, sektörün öz sermayesi ile kıyaslandığında durum aslında daha net ortaya çıkıyor. 31 Mart 2022 itibarıyla trafik branşında faaliyet gösteren 27 şirketin toplam öz sermayesi 28,4 milyar TL düzeyinde bulunuyor. Her ne kadar son dönemde yapılan tavan tarife artışları ile yeni işlerde durumun dengelenmesi için bazı önlemler alınmaya çalışılıyor olsa da, yapılan hesaplamalar bu önlemlerin de piyasadaki maliyetlerin artışını yakalamaya yeterli olmayacağını gösterdi.

Sektörün beklediği enflasyona karşı koruma sağlayan finansal araçlara erişimin sağlanmaması durumunda, 2022 boyunca artan zararlar neticesinde yılsonunda bu düzeyin de altına düşmesi kaçınılmaz olacak.

Bankacılıkta olduğu gibi sigortacılıkta da esas finansal göstergelerden biri olan sermaye yeterliliği oranının ise bu paralelde 2022 başındaki yüzde 135 düzeylerinden 2022 sonunda asgari gerekli olan yüzde 115’in de çok altında yüzde 60 seviyesine düşme riskinin ciddi boyutlara ulaştığı dile getiriliyor.

Diğer taraftan, kısa vadede mevcut portföyler için tedbirler alınması, iskonto oranının rasyonel seviyelere taşınması başta olmak üzere teknik bazı düzenlemeler yapılması gerektiğinin altını çizen sektör temsilcileri, sigortalı ile sigortacı arasındaki gerçek tazminat yükünü artıran unsurların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirler alınması, değer kaybı konusunun çözüme kavuşturulması, bedeni tazminat yükünü artıran ve hasar tasfiyesini geciktiren ödenmiş dosyaların mahkemelerce yeniden hesaplama yöntemlerinin hakkaniyete uygun hale getirilmesini bekliyor. Bunların yanı sıra, tavan primlerin bağımsız aktüeryal hesaplamalara uygun hale getirilmesi, iyi riskleri koruyacak, kötü riskleri cezalandıracak primlendirme aralığına izin verilmesi gerektiği kaydediliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.