Kuraklık gıda arzını ve ekonomiyi tehdit ediyor… Su için mayıs alarmı

SON günlerde, büyük şehirler için konuşulan su tüketimindeki kısıtlama kararları, tehlikenin git gide yayılacağını gösteriyor. Kentlerde su kayıplarının yüzde 60’lara vardığını ve mayıs ayından sonra kuraklığın daha çok konuşulacağını belirten uzmanlar, barajların doluluğundan ziyade bir an önce alınması gereken önlemlere odaklanılması gerektiğini belirtiyor.

KISITLAMALAR ARTABİLİR

Şubat ayında yaşadığımız deprem felaketinin ardından, çok uzun bir süre depremin şiddetini ve büyüklüğünü konuştuk. Bu konuya o kadar çok odaklandık ki uzmanlar son olarak bu bilgilerin sade bir vatandaş için bir anlamı olmadığını ve asıl odaklanılması gereken konunun bundan sonra atılacak adımlar olduğuna dikkat çekmeye başladı. Kuraklık sorununda da acilen çözüm için adım atılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, yağışları ya da barajları takip etme kolaycılığından kaçınılması gerekliliğini ifade ediyor.

Dursun Yıldız, eski DSİ yöneticisi olarak, bugün Su Politikaları Derneği başkanlığını yürütüyor. Kuraklık ve sonuçlarını özellikle mayıs ayından itibaren çok daha fazla konuşacağımızı belirten Yıldız, “Ankara, Çanakkale, Bursa dışında su tüketiminde başka şehirlere de kısıtlamalar gelebilir. Kış yağışlarını da alamayınca içme ve kullanma suyu sağlayan barajların depoları boş kaldı. Kuraklık artık susuzluk ve gıda güvenliği riskine dönüştü. Bölgesel kuraklıkların etkisi su kaynaklarında azalma, tarımsal üretimde düşüş olarak görünüyor. Türkiye üst üste gelen iki dönem yaygın kuraklıktan çok olumsuz etkilenir. Bunun sonucunda su ve gıda arzı güvencemiz tehlikeye girer. Ekonomimiz ve ekolojik denge olumsuz etkilenir” değerlendirmesini yaptı.

SELLER GÖZ BOYAMASIN

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği ve Çevre Mühendisleri Odası Eski Başkanı Baran Bozoğlu da “Seller gözümüzü boyamasın. Su kaynakları için karı baz alırız. Kar yağışının da azaldığını verilerden görebiliyoruz” dedi. Bozoğlu, önerilerini ise şu şekilde sıraladı:

– Herkes artık barajlardaki miktarları konuşmaktan vazgeçip çözüm odaklı yaklaşmalı.

– Su en çok tarım sektöründe tüketiliyor. Susuz tarıma geçiş koşulları ve suyu az tüketen ürünlere odaklanılması gerekiyor.

– Kentlerde su kaynağından arıtılarak, kent şebekesine verilen suyun yüzde 50’ye yakını kayboluyor.

– Su kayıp ve kaçakları yüzde 5’e indirilebilir. Bunun Malta, İsrail, ABD ve Avrupa’nın birçok kentinde örnekleri var.

– Kademeli fiyat tarifesi ve sanayinin kullandığı suyun fiyatlandırılmasının tekrar yapılması gerekiyor.

EVSEL KULLANIMDA VERİMLİLİK MÜMKÜN

Türkiye’nin su zengini olmadığını belirten Dursun Yıldız, “Su kaynakları nüfusa göre eşit dağılmıyor. Kuraklığın önüne geçebilmek için kamu, verimliliği artırmalı, özel sektör atık suları yeniden kullanmalı, bireyler de su kullanım alışkanlıklarını değiştirmeli. Evsel kullanımda klozet hazneleri ve muslukları suyu daha verimli kullananlarla değiştirilmeli. Bu şekilde evsel su kullanım miktarını yüzde 35 azaltmak mümkün” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir