Her geçen gün dijital cihazların hayatımızdaki yeri giderek artıyor. Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve televizyon gibi teknolojik ürünler, hem eğitim hem de eğlence alanında vazgeçilmez olmuştur. Ancak bu araçların aşırı ve kontrolsüz kullanımı çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle çocuklarda ekran bağımlılığı durumu ebeveynlerin ilgisini çeken önemli bir endişe kaynağı haline gelmiştir.
Dijital ekran bağımlılığı; bireyin günlük hayatını olumsuz etkileyen, özelikle de öğrenme ya da sosyal etkileşim gibi alanlarda anlamlı bozulmalara yol açan belirli bir kullanım alışkanlığıdır. Çocukların gelişimleri üzerinde yaratabileceği olumsuz sonuçlar nedeniyle bu durum dikkatlice izlenmelidir. Zira birçok çocuk, uzun süreli ekran başında kalmanın ardından sosyalleşme becerilerinden gerileme yaşayabilmektedir.
Ebeveynler genellikle çocuklarının ekran başında geçirdiği zamanı sorgulayıp “Normal mi?” sorusunu kendilerine yöneltmekteler. Bu sorunun cevabı durumdan duruma değişse de yeterli denge sağlanmadığında ilişkilerin etkilenebileceği açıktır. Sonbahar dönemiyle birlikte pek çok gençte görüntüleme sürelerinin artması dikkat dağınıklığı ve sosyal alandan uzaklaşıp izolasyon belirtileri olarak görünmeye başlamaktadır.
Bu bağlamda bağımlılığın ilk işaretleri arasında sıklıkla öfke patlamaları gözlemlenmektedir. Çocuk arkadaşlarıyla daha az zaman geçirdikleri için sosyal becerilerinin düşüşünü yaşayabilirler. Aylak oturmak yerine ekrana müdahale eden davranış biçimleri de oldukça sık görülmekte olup cevap vermekte gecikme veya sorumluluklarını terk etme süreçlerinde huzursuzluk yaratmaktadır.
Erken yaş dönemindeki 0-6 yaş arasındaki anakucağındaki bireylerde yoğun yüksek ekran maruziyetinin sonrasında ise dil gelişim süreci ciddi sekmelere uğrayabilmekte; çocuğun öğrenme yetenekleri tehlikeye girmektedir çünkü yüz yüze komunikasyon doğrudan büyümelerini desteklemek hengamemde tahrip eden etmenlerden biridir.
Genç yetişkinlerin ekran dünyasında ise çoğunlukla sosyal medyada yaşam alanlarına daha fazla dahil oldukları görülebilmektedir. Sadece bilgi paylaşımından ibaret olmayan bu süreç, aynı zamanda kimlik oluşturma ve toplumsal kabul görme gereksinimlerini içermektedir ki bunlar uyku düzensizliklerine varacak kadar ilerleyebilirken ders başarılarında düşüş gibi sıkıntılara dönüşebilmektedir.
Sonuç olarak belirtmek gerekir ki akıllı teknolojilerden kaynaklanan bağımlılık salgınsal boyutlara ulaşma riski taşıyor; ailelerin çocuklarıyla iletişimlerinde dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşıyor. Sağlıklı alışkanlıkların benimsenmesi noktalarında ebeveyn yani nesil ilişkilerinin güçlü kalması amacıyla düzenli izlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.